Bali Günleri

Dün motorsikletimi alıp biraz adayı gezdim. Motorsiklet ehliyetimi aldıktan sonraki ilk seyahatimi trafiğin soldan aktığı, yolların dar ve kıvrımlı olduğu Bali’de yapmış oldum. Yemyeşil pirinç tarlaları ile çevrili, kıvrımlı yollarda volkanik dağa doğru varmayı hedeflerken Bali’deki ilk yağmurumla karşılaştım dün. Yağmur şiddetlenince çok ıslandığımı gören bir aile beni bahçelerine davet etti. Çardakta biraz soluklandım. Bana içeçek birşeyler ve atıştırmalık muz kurusu ikram ettiler. Etrafta yağmura aldırmadan oynayan çocukları izleyerek çayımı yudumladım. Yağmurun duracağı yok gibiydi. Gözüm baya korkmuş olmalı ki yağmur hafifleyince geri şehre dönmeye karar verdim. İngilizce bilmedikleri için çeşitli ell kol hareketleri ile aileye teşekkür ederek oradan ayrıldım.

Bali’ye geldiğim zaman Hindistan tecrübesinden kaynaklanmış olsa gerek hiç birşeyi anlamaya çalışmadım. Yapmaya çalıştığım şey sadece gözlemlemekti. Çünkü biz batılılar, geleneklerin ve ritüellerin hala devam ettiği topraklara geldiğimizde modern zihinle herşeyi çözmeye ve anlamaya çalışıyoruz. Ve bir süre sonra tıkanan zihin kalıplarımızla birlikte ‘bu çok saçma’, ‘bunu niye böyle yapıyorlar’, ‘buna hele hiç anlam veremedim’ gibi cümleler içinde boğulurken buluyoruz kendimizi. Eğer böyle bir tecrübe yaşamak istemiyorsanız Bali’yi anlamaya çalışmak yerine sadece ve sadece yaşamaya çalışın. Bırakın Bali’nin güzel kadın enerjisi bedeninizden aksın ve geçsin.

bali-geleneksel-kiyafetler

Tam bir kadın enerjisi dedim Bali için. Gerçekten de öyle. Heryer su, yeşil, çiçek, gülen insan ile dolu.  Burada ne yapıyorsa insanlar gerçekten aşk ile yapıyor. Ayın 11’inden beri buradayım ve henüz çirkin diyebileceğim birşeyle karşılaşmadım. Hayatımın en lezzetli yemeklerini yedim. En güzel evlerini, tapınaklarını, bahçelerini gördüm. İnsanlar çok özenli. Yaptıkları herşeyin güzel görünmesine önem veriyorlar. Çok sakin ve cana yakınlar. Şuan bulunduğum bölge olan ‘Ubud’ yalnız gezen bir kadın için oldukça güvenli. Ki zaten yalnız olmuyorsun şimdiden bir sürü arkadaşım oldu burada.

Bali Endonezya içinde Hindu kültürünün devam ettiği tek ada olarak sevimliliğini korumaya devam ediyor. Hala göç almaya devam eden Bali’ye göç eden kesimin çoğunluğunu entelektüeller, sanatçılar, din adamları ve müzisyenler oluşturmuş. Aslında buna şaşırmamak lazım. Ubud’da gezerken adımınızı her attığınız sokak yada mekan bir sanatçı elinden çıkmış gibi parıldıyor.

Adalılar dinlerine ve geleneklerine çok bağlı. Evlerin nedeyse hepsinde ufak aile sunakları, adak köşesi var. Günün farklı saatlerinde tanrılara adak adıyorlar. Palmiye yapraklarından yaptıkları ufak sepetlerin içine pirinç, bisküvi, meyve, tütsü, çiçek gibi şeyler koyup bunları sunaklara, evlerin, dükkanların önüne, ve araçların üzerine bırakıyorlar. Kaldığım evin sahibinden kiraladığım motorsiklette bu sunaklardan nasibini alıyor hergün. Motorum her sabah uyandığımda üzerinde çiçekler ve ufak adak sepetiyle karşılıyor beni. Tabi adak kısmı sadece bununla bitmiyor. Düzenli olarak ziyaret ettikleri tapınaklarda her biri birbirinden ilginç ritüeller ile tanrıya teşekkür etmeyi ihmal etmiyorlar. Bali tam bir ritüeller adası. Zamanlarının çoğunu bu ritüellere harcadıkları da başka bir dedikodu konusu 🙂

bali-ritueller

Adada dikkat çeken bir diğer şey ise geleneksel dansları. Bazı geceler özel olarak düzenlenen dans gösterilerine bilet alıp katılabileceğiniz gibi yolda giderken açık havada rastlayabileceğiniz dans gösterileri de var. Geleneksel danslarının pek ilgimi çektiğini söyleyemeyeceğim 🙂 Yolda rastladığım bir tanesinden sıkılıp ayrılmıştım mesela. Geleneksel danslar benim gibi ilginizi çekmediyse üzülmeyin. Bunların dışında katılabileceğiniz pek çok dans etkinliği düzenleniyor Ubud’da. Bunlardan en çok keyif aldığım ve her hafta katıldığım dans etkinliğinin adı ‘ecstatic dance’. Bir diğer değişle özgür dans. Yani bedeninin müzik eşliğinde kendi canı nasıl istiyorsa öyle hareket ettiği bir dans çeşiti. Ve kendine, kendin olma izni verdiğin bir alan aslında. Utanmadan, sıkılmadan, kim ne der acaba diye düşünmeden kendini dans pistine bıraktığın ve deyim yerindeyse kendinden geçtiğin yada kendini bulduğun farklı bir deneyim. Varsa zamanınız bu deneyimi mutlaka yaşayın derim.

ecstatic-dance-bali-ubud

Adada kadın enerjisinin yanı sıra yoğun olarak hissedilen bir başka enerji varki o da hala aktif olan volkanik dağlar. Havalimanlarının bir açılıp bir kapanmasına neden olan aktif yanardağlar Bali’de oldukça meşhur. Çeşitli tırmanışların düzenlendiği bu dağların uzaktan görüntüsü bile insanın derin bir nefes alıp vermesine yetiyor.

Maymunlar 🙂 Maymunlar adalılar için kutsal. Hindistan’da inekleri nasılsa buranın meşhuru da maymunlar. Maymun ormanı var mesela. Geçen gün ziyarete gitmiştim çok keyifli bir gün geçirdim. Maymun ormanına girdiğiniz andan itibaren irili ufaklı bir çok maymunun dikkati altından yol alıyorsunuz. Ne yapıyorsunuz, nereye gidiyorsunuz sizi dikkatle izliyorlar. Çok meraklı olmalarının yanı sıra izlemelerinin bir diğer sebebi de eğer bir boşluğunuzu yakarlarlarsa çantanızdan belki üzerinizden bir şeyler aşırmak. Evet maymunların en sevdiği şey elinizdeki su şişeleri, başınızın üzerinde duran güneş gözlükleri hatta çantanızın içine kadar elini sokup birşeyler bulmaya çalışanları bile var. Bu yüzden bir çok uyarı yazısı göreceksiniz giriş kapısında. Bir de muz satan insanlar var maymunlarla fotoğraf çektirmek isteyen insanların muz ihtiyaçlarını karşılıyorlar 🙂  Büyük maymunlar tehlikeli olabiliyor. Eğer yavrusuna yaklaşırsanız onu korumak adına insanlara saldırdığı da çok sık rastlanan bir başka olay maymun ormanında. Bu yüzden dikkatli olmakta fayda var.

maymun-ormani-bali-ubud

Çiçek, su ve renk. Bu üç kelime Bali’yi anlatmak için oldukça kullanışlı. Renkler sadece giydikleri kıyafetlerin güzelliğinde kalmayıp balinin her yanına dağılmış durumda. Çiçekler ise her yerde, kadınların saçlarında, yemek sunumlarında, kapı kenarlarında, ağaç diplerinde, araba üstlerinde. Su, sesini duyabileceğiniz kadar yakın şelalelerinde, akarsularında, deniz kenarında, su tapınaklarında.

Yani demem o ki. Anlamaya çalışmayı bırakın ve rüyasını yaşayın Bali’nin. Dans edin, yemek yiyin, yoga yapın, tembellik yapın, uyuyun, yeşillikler içinde uyanın, şelalelerin havuzunda yüzün, dağa tırmanın, tapınakları ziyaret edin ve en önemlisi farklı bir coğrafyada nefes almanın keyfini çıkarın.

Sevgiyle Kalın